oyun olimpiyatları
atıp tutan: andromeda zaman: 02:22:00
kategorize etmek gerekirse: nolmuş nolmuş, oradan buradan şuradan
lens mens
Satılık
Canon 28 - 105 f / 3.5 - 4.5 USM ayrıca macro özelligide vardır. Parasoley , ön ve arka kapakları mevcuttur.
fiyat 250 tl
ps: parasız öğrenciden satılık :) pek kullanılamadı, arkadaşımın, ordan biliyorum..
http://urun.gittigidiyor.com/CANON-EF-28-105-ULTRASONIC-LENS-OBJEKTIF_W0QQidZZ12823452
şu linktekinin aynısının 250 tl si :)
emre.hlvc@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz sahibine, detayları konuşursunuz filan. parasız olduğu için üzüldüğünüze dair mailler atabilirsiniz, acırsınız alırsınız; olur yani, yeter ki alın.
atıp tutan: andromeda zaman: 21:35:00
kategorize etmek gerekirse: oradan buradan şuradan
my brute
atıp tutan: andromeda zaman: 00:45:00
kategorize etmek gerekirse: andromeda, bizim evin halleri, nolmuş nolmuş, oradan buradan şuradan, web sitesi
atıp tutan: andromeda zaman: 19:37:00
kategorize etmek gerekirse: andromeda, bizim evin halleri, oradan buradan şuradan
cevabı olmayan sorular


hah iki yanıma soru işaretlerini alınca başlıkla uyum içinde, ahenkle dans edercesine tuşluyorum klavyemin kirden yazıları okunmaz olmuş tuşlarını.
daha girişinden itibaren sarmalı bir yazı. balık baştan kokar hesabı, baştan sarmalı sarmalamalı. okuduğun zaman bir sonraki cümleyi merak eder bulmazsan kendini, olmamış demektir o yazı benim nezdimde. ha nezdimin önemini nezdimden başkası bilmiyor ama olsun burada amaç neticede nezdimin nezdime ifade ettiği önemin derecesini yansıtabilmek. nasıl da seri saçmalayabilitem var değil mi?
güneşli bir pazar günüydü, izmir için en azından. izmir atatürk lisesi'nin arka bahçesinde dev çam ağaçlarının altında oturması gerçekten eğlenceliydi. geleneksel pilav gününe mezuniyetimin üzerinden 6 yıl geçtikten sonra katılmaya karar verdiğimden okuldaydım. zaman nasıl geçiyor derler ya, onun ne anlama geldiğini öğrenmesi garip bir şeymiş. enteresan.
pilavı yedim, sınıfları gezdim, birkaç eski arkadaşla karşılaştım. hepsiyle kısa havadan sudan konular içeren ve sonra görüşülmeyeceğini bildiğin halde "sonra görüşürüz" şeklinde bitirdiğim kısa sohbetlerde bulundum. garip.
beraber geldiğim iki arkadaşımla, ki birisi kız arkadaşım-mı?öyle mi sahi? başlığa geçiş zamanı geldi artık değil mi-, okuldan ayrıldık kordon'a indik. hani hava güzel, birer kahve içelim diye.
kahveler içildi, konuşmalar yapıldı, kız arkadaşım-mı?- olmnayan arkadaş ayrıldı yanımızdan. başbaşa kaldık. hafızamın balıklarla kapışmasından olsa gerek, net hatırlamıyorum konuşmayı ama aklımda kalanı biliyorum.
cevabı olmayan bir sürü soru.
insan neden bilmez ki sahi soruların cevaplarını. garip-başlık garip de olabilirmiş aslında- cevabı olmadığı için elbet ama niye olmaz ki cevabı sorunun? yalan demek olmaz, işin doğrusu ise düşünmedin cevabı. bilmiyorsun işte. sustukların cevaptan sayılmaz, karşı taraf sana cevap bekleyen gözlerle bakar. sessizlik oluşur, sessizlik anı ile yarattığı ilişki arasında korelasyon vardır. logaritmik artış gösteren bir ifadedir bu süreç. sessiz kaldıkça darlanırsınız. zaman kazanmaya çalışırsınız. neticede hoca çalışmadığınız yerden patlatmıştır soruyu. geçiştirmek hiç olmaz, geçiştirdiğiniz her soru size yol su elektrik olarak geri döner.
öff sıkıldım, şimdilik iyi geceler...
atıp tutan: Ahmet AYDIN zaman: 23:34:00
kategorize etmek gerekirse: achmeth, oradan buradan şuradan
657'ye tabi devlet memuruyum. zihniyetim de ahan da burada.
miras niyetine de çocuğuma bıraktım. neyi mi? memur çocuğu zihniyetimi pek tabi ki. hala kafası karışık olan varsa ahan da akademik tanımla başlayayım yazıma. memur çocuğu zihniyeti, ana babasından birisi memur olan çocukların içinde gün geçtikçe büyüyen zihniyet ve bu zihniyetin yol açtığı hareketler bütünüdür. ana babadan birisi dedim çünkü ikisi birden memur olursa çocuk o zaman durumu iyi aile çocuğu zihniyetine sahip oluyor.
memur adamın iki yakası bir araya gelmez, hele bir de namuslu tayfadansa vay çoluğunun çocuğunun haline. çektikleri çekecekleri çilenin bini bir para. içine işleyen garantici davranma dürtüsü ile memur çocuğu atılımcı, girişken yapılı olma özelliklerinden ta yolun başında feragat etmiştir.
onun için önemli olan yegane hadise götünü sağlama almaktır. örnek mi istediniz? hemen verelim. arada olur hani sayısal bilmem kaç hafta devreder, milli piyango'nun yılbaşı çekilişi vardır, haberlerde konu belli olur. muhabirler nimet abla denilen milli piyango bayisinin önünde milletle sohbet ederler. teyzeler ve onların torunları, memur olduğu elindeki sefer tasından ve yıpranmış gömlek yakasından belli amcalar, üstü başı memurluk kokan çocuklara sorarlar.
ne yaparsın büyük ikramiye çıkınca?
bir ev, bir araba alırım, bir kısmını faize yatırırım, yardımda bulunurum.
hemen herkesin cevap ya bunun aynısı ya da fazlalıklarından arındırılınca bu olacak şekildedir. alın işte, zihniyet hayalleri bile kuşatmış. hayallerde bile garanticilik anlayışı hakim. arkadaş kamyon dorsesi kadar paran olacak diyoruz, ev alırım araba alırım diyor.
memur çocuğu zihniyetine sahip olmak, yanında default özellik olarak ezikliği getirebilir. alıcınızın ayarı ile oynamayın. fabrika çıkışı eklendiyse ayıramazsınız ikisini birbirinden. ha ayrılmışsa şanslısınız demektir. piyango ikramiyesiyle ne yaparsınız sorusuna bir de yazlık ilavesi yapabilirsiniz. beklemeyin fazlasını.
atıp tutan: Ahmet AYDIN zaman: 00:48:00
kategorize etmek gerekirse: achmeth, oradan buradan şuradan

