
malumunuz gnçtrkcll denen zırva çıktığından beri eskiden kapısından baktığımız mcdonald's'lardan çıkmaz olduk. dışarda yenebilecek yemekler arasında eskiden listeye giremezken, en ekonomik yerlerden birisi oldu çıktı. ancak mcdonald's bu kişiye özgü hizmet yok, standart hizmet var. peki nasıl olacakta sıcak yemek yiyeceğiz?
eski bir mcdonald's çalışanı, 4 eğitimcisi olarak birkaç ufak tüyoyu sizlerle paylaşmak isteyerekten bazı yazar arkadaşların* gazıyla işbu postu tuşladım.
efenim, örnek menü seçelim kendimize, misal orta boy bigmac menü olsun. neler var menüde, 400 ml içecek, bigmac, orta boy patates kızartması. bigmac en çok tüketilen ürünlerden olduğundan adına production (hani kasacıların hamburgerleri aldıkları yer) denen kısımda muhtemelen hazır şekilde bulunacaktır. 10 dk tutma kuralı olsa da daha sıcak nasıl yersiniz özel ürün isteyerek tabi ki. big mac'in içinde neler var?
*club denen aradaki ekmeğin üzerinde mac sos, özel soğan, salata, 2 dilim turşu,
*taban denen alttaki ekmeğin üzerinde mac sos, özel soğan, salata, 1 peynir.
şimdi özel isteyecem diye gidipte turşusuz isterseniz, çakal production elemanı ürünü production'dan alıp, turşusunu çıkartıp ürünü yeni pakete koyup aynen gönderecektir. o zaman ne yapmak lazım? ha varlığı ha yokluğu belli olmayan özel soğanı olmayan ürün isteyin o zaman mecburen yeni ürün hazırlayacaklardır.
ya da isteyeceğiniz özel, kendinizin sonradan ekleyebileceği bir sos olsun. mesela, ketçapsız isteyin. kasalardan verilen ketçap ile üretimde kullanılan ketçap arasında tat olarak fark yoktur. alın ketçabı kendiniz sıkın keyfinize göre.
üründeki özel işini hallettiğimize göre sıra geldi patatese. malum patates kızartması sıcakken yemesi keyifli bir yiyecek. ama mcdonald's'larda sürekli sıcak patates bulunmuyor. ne yapmak lazım. önce kuralları bilelim. mcdonald's'ta patates 3 dakikada pişer, 7 dakika patateslerin durduğu yerde durma süresi vardır. 7 dakika sonunda kalanlar çöpe gider ama her ne kadar olursa olsun kabindeki patates bir süre sonra kötü olur. sıcak yemek istiyorsanız, tuzsuz patates kızartması isteyin. tuzsuz olsun dediğinizde, mecburen yeni kızartacaklar ve patates doldurmak için kullandıkları küreği yıkamak zorunda kalacaklarından daha hijyenik patates yemiş olacaksınız.
şimdilik bu kadar, v1.1'de görüşmek üzere...
mcdonald's'ta sıcak ve taze yemek yeme taktikleri v1.0
atıp tutan: Ahmet AYDIN zaman: 01:25:00
kategorize etmek gerekirse: achmeth, bu böyledir şu şöyledir
emzik
bi' insanın sizi iyi tanımasından bahsetmeyin allaşkına. kim nasıl birini iyi tanıyabilir ki? herkesin yanında başkasıyız sonuçta. kim hangi tarafımızın ne kadarını tanıyabilir ki.. üstelik, biz ne kadar tarafımızın olduğunu bilebilir miyiz? sınırlarımızdan emin olabilir miyiz mesela? insanların kafasındaki 'ben' an be an değişiyorken bizim kendi hakkımızdaki bildiklerimiz hiç etkilenmez mi başkalarının düşüncelerinden? gözüm yerdeki poşetin renklerine takılıyor, renkler birleşiyor. pembe, turuncu, mavi.. midem bulanmaya başladı. ben başkasının kafasındaki ben'i kontrol bile edemiyorsam kendimle ilgili her şeyle de ilgim yoktur belki de. gergin uyandım bu sabah biraz, kusura bakmayın. günaydın..
atıp tutan: andromeda zaman: 10:56:00
kategorize etmek gerekirse: andromeda, bizim evin halleri, bu böyledir şu şöyledir, hissiyatlı anlar
5000 sms
gecenin bi' yarısı, ertesi günün başlangıcı daha doğrusu gözlerim fal taşı misali monitöre bakarken yine, insanların en çok isimlerine tepki verdikleriyle ilgili bi’şiler geldi aklıma. kimbilir ne zaman okuduğum bi' entry filan belki de, kitap bile olabilir hatta. her neyse.. kaza geçirmiş şoktaki insanlara ismiyle hitap etmeyi önemli buluyor doktorlar hastaların bilinçlerini kaybetmemeleri adına. bilinçlerini kaybetseler bile ismi insanı yaşama bağlayan bi’şi oluyor bi’ nevi, insan ismine tepki veriyor duyunca, tepki verdiği tek şey oluyor hatta. bazen adımı duydugumda o kelimenin bana karşılık geldiğini, bunun ne tuhaf olduğunu filan düşünüyorum. hepimiz birer kelimenin altını doldurmuş oluyoruz hayatta, beni tanıyan insanların kafasında ismimi duydukları anda oluşan bi' imaj var benimle birlikte. bi’ kelimenin yazılışının ya da yanyana gelip de adımı oluşturan harflerin karşılık bulduğu seslerin bi’ ben imajı yaratması çok acayip. yani o sadece bi' ses ya da bi görüntü nihayetinde, ve benimle ilgili kılınmış olunması benim elimde olmadan gerçekleşmekte. üstelik benim adımın yazılışı çok komik mesela, harfler filan yan yana gelince böyle.. aslında bi' bakınca bütün harfler çok komik. klavyedeki harflere tek tek bakmaya başladım şu anda, hangisine baksam bi' diğeri büyüyor sanki ve ben büyük olanına bakmaya çalışırken kaçırıyorum, karıştırıyorum filan. ahah, yok canım, bişi söylemeye çalışmadım, biraz bulanık beynim, uykum var zira. bi’ de keyfim yok pek, biraz yok ama, çok yok diil..
Göründüğümden daha güçlüyüm ben, biliyorum; sandığınızdan da. çok denedim hem başka seferlerde, hemen toparlayıveriyorum kendimi, hatta belki de hiç dağılmıyorum. üzülsem de düzeltiveriyorum çabucak, benimle ilgili ihtimallerin hepsi, hepimiz öğrendik bunu dimi daha küçükken şu anki halimizden? evet, öğrendik. ,ama ben toparlanıvermek istemiyorum bu sefer, toparlanmama gerek bile kalmasın istiyorum. Ben bi’şi yapmasam da olsun, zaten değişmesin ki diye kıvranıyorum. her şey aynı kalacakmış gibi göründüğünde hayatın aslında ne kadar da değişeceğini biliyorken, o değişimin başkasının değişiminin ihtimalleri üzerinden ihtimaller yaratarak şekillenecek olması, yeni bi’şi olmasının heyecanından ziyade daha memnun olmayacağının bilinciyle korkunun ötesinde huzursuzlugu da beraberinde getiriyor. ayrıca ben beğenmedim bu sahneyi, inebilir miyim? ya baştan çekelim ya da değiştirelim. olmazsa, durup alkışlarım ben hepin/mizi, ayakta hem de. olmaz mı dedin? olur, peki o zaman yapmak zorunda olduklarımla yapamamakta olduklarımın yerleri değişse mesela? elimde olmayan imkansızlıklar elimde olur hale gelse, zaman geçse ama aslında hiç geçmese. olmaz mı sence?
ps: 27 Ocak 2008 Pazar, 4:59:00' da yazmışım. nerde dursun bilemediğimden, burda dursun dedim. şu an hatırlıyorum bu arada o kitabı.
atıp tutan: andromeda zaman: 22:24:00
kategorize etmek gerekirse: andromeda, bu böyledir şu şöyledir, hissiyatlı anlar