bizim evin halleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bizim evin halleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
0 kez ağzı olan konuşmuş

öle böle

ne zamandır ihmal ediyoruz burayı, farkındayız. ama geri döndük! :)

7 kez ağzı olan konuşmuş

mercimek büyüdü koca kız oldu günü!



sacları spagetti gibi olmadı bence orager ayrıca, sensin spagetti. allam yareppim ya. sanatıma haraket yeminlen!

2 kez ağzı olan konuşmuş

öğrençi işi

http://ogrenciisi.blogspot.com/


merçmeda yapımı sayılır. takip edilesi..

nerde ne ucuz, ne öğrenci işi, ne yapılmış öğrenciler için filan. mütemadiyen güncelleniyor, durduramıyoruz!

11 kez ağzı olan konuşmuş

herkes bir gün 15 dakikalığına meşhur olacak


3 dk sını dün harcadım ben rezil bi' şekilde.. şöyle ki:

şimdi sergi açılışım vardı benim, yani bi' tek benim değil de 21'den 76'ya 17 kadın fotoğrafçının. ortak bi' projeydi ve açıldı, mutluyuz, neşeliyiz, mütemadiyen şarap içiyoruz bi' de. bu 17 kadının arasındaki en genç fotoğrafçı oluşum tüm gün insanlara 'en gencimiz, en küçüğümüz' şeklinde tanıtılmamla devam etti. neyse işte, ege tv'den gelmişler, röportaj yapacaklar. Arzu (arzu filiz güngör, proje sahibi) 'andromeda'yla yapmak ister misiniz? en gencimiz..' onlar da istediler.. işte ben başta her ne kadar 'ya şey yapmasak biz pek ben ee..' dediysem de, kameraman 'ışık rahatsız eder mi? açabilir miyim?' dediğinde 'tabii ki açabilirsiniz' diye artistik bi' giriş yaptım. neyse ilk soruyu sordular, cevapladım. fena diildim sanırsam. sonra kız dedi ki, 'buranın en genclerindenmişsiniz' ve sustu.. ne denir? 'evet, en genciyim..' dedim. kamera kızın kıç tarafında olduğundan suratı görünmeyen kız gözlerini pörtleterek bana baktı konuş der gibi. ben de başladım konuşmaya: 'yani işte en gencim ama, o kadar da genç sayılmam aslında.. yani o kadar gencim tabii de, çok genç böle çocuk filan diilim sonuçta. yani 20-21 yaşlarındayım, 15 diilim en azından. çok güzel, aysun da arkada dans ediyo güldürmeye çalışıyo beni.. neyse ne diyoduk.. öyle yani, gencim evet..' kız: teşekkür ederiz..

yemin ederim abartmıyorum.. 20-21 yaşlarındayım ne lan? dikkat ettiyseniz yaşımı bilmiyorum. off çok dertliyim okuyucu. sarhoş diildim, ama kafam cidden çok güzeldi :)

ayrıca kameralara oynayamamış olabilirim, ama belli ki kameramana oynamışım.. eheh.. ben dertlenince 'çok tatlıydın' filan dediler, yazık :)

20-21 yaşlarındayım ama 15 diilim en azından ne ya? andromedatopolsun.blogspot.com şöhret basamaklarını çıkamadan indim.. ayh.

0 kez ağzı olan konuşmuş

my brute


tabii ki eksik kalmadım.. brute'umun yanında pupil ordusu da oluşturdum sayılır kendime.

öncelikle buyrun;
sonralıkla da androverdose'un masterlığındaki pupiller;
bi de ekstradan, -benim pupilim diil bu, sevgili sevgilime yaptım;
gördüğünüz gibi kızlar takımı gibin bişi kurdum kendime.. beklerim, dövüşürüz filan.
bi' de şöyle bi' site var oyunla ilgili, brute unuzun hangi levelda hangi özellikleri alabileceğini görebiliyorsunuz, hangisini geliştirmeye karar verirken filan kullanılabilinir. ayrıca ben level 13'te alacağım özelliklere bakıp şimdiden heyecanlandım açıkçası :) level yükseldikçe geçmesi zor oluyor gerçi, sanırım kendi yaptığımız dövüşler dışındakiler, yani diğer saldırılar experience point kazandırırken level atlamaya etkisizler. bi' bilen var mı buralarda? neyse ben bi' clanıma sorıyım..

0 kez ağzı olan konuşmuş



http://kimlikveitaat.blogspot.com/ :)

2 kez ağzı olan konuşmuş

acımasız gercekler










sunu da kendine yapan ilk insanımdır heralde..

2 kez ağzı olan konuşmuş

"başımız dimdik yürüyoruz; çünkü boğazımıza kadar bok içindeyiz"


demiş dario fo. bu akşam oyununa gidicem ben de. yazarım. "yalnız kadın"

burdaki yalnız kadın Sumru Yavrucuk oluyor.

o kadar. öle bi' geçerken ugrıım dedim.

0 kez ağzı olan konuşmuş

kendi halinde biri olacakken delirmek

delirmek diil de sanki, delirtilmek..


yani kızın teki kendi kurduğu şizofren dünyasında olur olmaz şeylere inanıp kendi kompleksleri ve paranoyaklıklarıyla kurduğu senaryolarda sizi başrole oturtuyorsa bile, 'tamam' diyebiliyor insan kendine.. 'boşver'. ama kalkıp bunu 2 sene boyunca düzenli aralıklarla ortaya çıkarıp sorun yaratmaya çalışıyorsa en sakin insan bile çileden çıkabiliyor artık.. ne gerek var aslında dimi? niye takıyorsun?

ama benim oturduğum masada, benim arkadaşlarımın yanında hiç kimse kendisiyle muhabbet etmezken ve biz kendi aramızda şakalaşırken 'andromeda'nın burda yavşamadığı insan mı var' diye laf atıyorsa; ben yine konuyu kapatmaya çalışıp susabilirim. herkes kapatmaya çalışır, çünkü ondan başka hiç kimse onun gibi davranamaz orda, 'yürü git lan gerizekalı' demez ona, içinden geçirir ancak. herkes tarafından alttan alınırken benim hakkımda atıp tutup 'ya bi saniye dinler misin' dediğimde 'sen benim muhattabım diilsin' diyemez işte. lan o zaman niye bana laf atıyorsun dimi ama. ben bi' süre daha alttan alabilirim yine de, ama 'rahatsız oluyorsan siktirir gidersin' dediğimde ağız dalaşını ben yaratmış olmam işte. sonra hala uzatıyorsa sevgilisi alsın götürsün diye beklerim. 'ben hep günü kurtarmaya çalıştım, uzun vadede agzıma sıçıldı' diye dert yandığı için bikaç ay önce, beklerim; yoksa kendisi üç sene önce bana aşık olduğu için diil. üç sene öncesinin ne demek olduğunu biliyorum ben çünkü, bilmeyen sevgilisiyle uğraşmak da ona düşer bana göre. ayrıca bana ne yani, dayanamadığın biri varsa çekip gidersin normal olarak. gidip geri gelmek de ne? bu kadar şeyden sonra olay çıkartmaya gelmemiştim aslında ben safsatası ne. ben birisine 'istemiyosan siktirir gidersin'den daha ağır bi' şey söyleyemem. bunu bile ilk kez söyledim hayatımda. ben birisiyle kavga edemem, canını yakamam. şaka olsun diye saçını çekerim en fazla. her şeye rağmen üzerime geliyorsa olay çıkartmak istediğine emin etmiştir beni artık. kalkıp benim üç katım bi' adam bi' gün önce benimle konuşurken sevgilisinin korkusundan benimle konuşamayıp üstüne bi' de bana dönüp 'senin ağzını burnunu kırarım' diyebiliyorsa, benim de sabrım taşar artık. bi' kez daha susup konuşmaya çalışabilirim, yokmuşum gibi davranmaya kalkıp benimle alay etmeye başlarsa elimdeki birayı kafasından aşağıya boşaltırım o zaman işte.

ve ben bunu yapana kadar yanındaki 1.85 boyunda 105 kilo adam sevgilisini çoktan alıp götürmediyse, üstelik bi' de birlikte bana saldırırlarsa o zaman allah belasını versin onların diyebilirim en içten halimle. bugüne kadar birine duydugu sinir en fazla bikaç saat, en olmadı bi' gün sürmüş birisiyken olayın üzerinden 3-4 gün geçmesine rağmen en ufak bi' rahatlama hissedemiyorsam ölmesini istememde bi' sorun yok bence. -nefret etmek böyle bi' şeymiş meğer, gözünün önünde araba çarpsa üzülmezsin diye düşünüyormuşsun.-

hani bu kadar olayın üzerine o ayı gibi herif bana 'sen orda benim arkamı kollamalıydın' ya da 'ben senin yakana yapıştım refleksle, sen ne kapanıyosun?' diyebiliyorsa ve ben gidip kafasını kesmiyorsam bu yine benim özümde sakin bi' insan olmamdandır. he bi' de passiflora sağolsun.


ps: geçti, merak etmeyin :) yine, umursayamıyorum :)

3 kez ağzı olan konuşmuş

emzik

bi' insanın sizi iyi tanımasından bahsetmeyin allaşkına. kim nasıl birini iyi tanıyabilir ki? herkesin yanında başkasıyız sonuçta. kim hangi tarafımızın ne kadarını tanıyabilir ki.. üstelik, biz ne kadar tarafımızın olduğunu bilebilir miyiz? sınırlarımızdan emin olabilir miyiz mesela? insanların kafasındaki 'ben' an be an değişiyorken bizim kendi hakkımızdaki bildiklerimiz hiç etkilenmez mi başkalarının düşüncelerinden? gözüm yerdeki poşetin renklerine takılıyor, renkler birleşiyor. pembe, turuncu, mavi.. midem bulanmaya başladı. ben başkasının kafasındaki ben'i kontrol bile edemiyorsam kendimle ilgili her şeyle de ilgim yoktur belki de. gergin uyandım bu sabah biraz, kusura bakmayın. günaydın..

8 kez ağzı olan konuşmuş

'biz olmuşuz kırocan' isimli çalışmamız

6 kez ağzı olan konuşmuş

dil sürçmesinden kahkaha patlamasına

uykum var, mercimek izmir'e gelsin..

çok istersek olur bence.

------ * ------ * ------- * ------

gece gece aklıma staj anıları geldi çokça, onlarca flashback yaşadım ve fark ettim ki, biz bunları bi'takım sohbetlerde bazen anlattık, ama hiç yazmadık.. aklıma gelenleri bi' postta toplıyım dedim ben de işte gece yarısı.

dakikalarca güldüğümüz anlardan bazıları :) :

andro: aloğğ, iy günler.. bıkbık. acaba bebeğim ve biz dergisinin son sayısı elinize ulaştı mı bıkbık bağyan?
bıkbık bağyan: aa şey, kapıda not bulmuştuk, ama ben çıkamıyorum, hamileyim de 9 aylık, kargoya gidemiyorum yani :)
andro: hmm anlıyorum, geçmiş olsun..

andro: lan hamile kadına geçmiş olsun dedim!
mercimek: ahahahah

------ * ------ * ------- * ------

mercimek (dakikalarca): bık bık bık.. hıhı, evet, hıhı.. anlıyorum hikmet bey.. .... evet hikmet bey..
hikmet bey (20dk sonra filan): bık bık bık.. mercimek hanım bu arada ben bey değil, hanımım.
kırmızı surat mercimek: ne, aa, şeyy.. ben çok özür dilerim. telefonda ses şey oldu ondan şeyettim... ben şey.. ee..

------ * ------ * ------- * ------

bi' şe sarak isimli birini arıyorum, soyadı sarak yani.

andro: aloğ iygünler, bıkbık salakla mı görüşüyorum?
salak: buyrun benim.
andro: hmm..

------ * ------ * ------- * ------

andro (telde): ya mercimek akşam nooldu biliyo musun? aa aloğ iygünler..
kadın bi' tane: hallo.. (filan)
andro (hassttr): hello, i m calling from bıkbıkbık..
kadın: vsbasnlmvlds (almanca bunlar, ben almanca bilmiyoré!)
andro (ağlamaklı): magazine about babies? bebeğim ve biz? mercimek ingilizce bilmiyo lan bu!
mercimek: nerden aradığımızı anlamadıysa kapat suratına.
andro: çat!
mercimek: ahahahha :)
andro: gülme be, napcağımı şaşırdım :)

------ * ------ * ------- * ------

ve bi' gün yine ben teldeyken ve odada ikimizken, mercimek karşıma geçip dans mı desem, çokgüzelhareketlerbunlar mı desem, öle garip bişiler yapmaya başladı.. saçlarını savurmalar, kalça kıvırmalar filan.

andro: aa şey.. ben şeyden aramıştım, şey için.. bıkbık yayıncılıktan, dergi aboneliğiniz için..
teldeki ses: bişilerdiyoamabenanlamıyorum
andro(gülmemek için zor tutarak kendini): aa şey, ben anlayamadım pardon..
teldeki ses(kızarak): bişilerdiyoyinedinleyemiyorum..
andro(dayanamayarak): ahahhaha
teldeki ses: noluyo hanfendi?
andro: ya çok pardon, ben şu an konuşamıycam, özür dilerim.. ahahahhaha.. çat!
mercimek&andro(yerlerde): ahahahha..
mercimek: naptın lan.. ahahah
andro: asıl sen naptın.. ahahha..

odaya müdürün gelmesiyle anında toplarlandık.

------ * ------ * ------- * ------

müdür (kidünyaşekeri): günaydın kızlar, nasılsınız bugün?
andro: çok tatlıyız bıkbık bey, ya siz?
müdür: höaa.. iyiiiiii...
mercimek: ahahah..

------ * ------ * ------- * ------

aklıma bu kadar geldi şimdilik, ama daha çok vardı aslında.. mercimek, eklesene sen de. :) 2si, 3ü olur gider bu postun, dizi gibi böle..

1 kez ağzı olan konuşmuş

atılır mıyız oyundan benzemezsek onlara?

“Atılır mıyız oyundan benzemezsek onlara?”

Harun(mor ve ötesi) soruyor, atılır mıyız oyundan benzemezsek onlara? Cevap veremiyorum. Hayat bir oyun mu sahiden yoksa yaşanabilecek en büyük gerçeklik de biz mi ciddiye almıyoruz, bilemiyorum. Bu şarkıyı dinlerken nedense aklıma, andromeda geliyor. Dışarıdan bize bakan insanların hakkımızda ne düşündüklerini düşünüyorum. Daha geçen gece “ikimize de blablabla diyecekler bıkbıkbık diye konuşurken, neden bu soruyu sormayışım geliyor aklıma; atılır mıyız oyundan benzemezsek onlara? Soru soruyu doğuruyor, tekrar soruyorum; onlar kim? Ya da diyorum ki, atılırsak bu oyundan ne olur? Hayatı oyun gibi yaşamayı öğrenirken birlikte-yadaohepböyleydibenonunlaöğrendim-hiçbişeyi umursamadığımız ya da umursamaz göründüğümüz günlerde yanımızda olan, sağduyu sahibi, bize piyano bile çalan bi de erkeğimiz vardı.
Kıskanılacak bi dünya yaratmışız kendimize bunu fark ediyorum. Değişik bi dostluğumuz var biliyorum. Neler yaşandıysa şimdiye kadar hepsi bizi bugünkü dostluğumuza kadar getirmek içinmiş anlıyorum. Bu dünyanın gerçekliğine uymazken yaşadıklarımız, paylaştıklarımız aslında en gerçek anların beraber güldüğümüz, eğlendiğimiz, tartıştığımız anlar olduğunu büyük bi farkındalıkla dile getiriyorum. Hani hep geyiği yapılır ya hiç kopmayız yıllar sonra da görüşürüz falan diye bölesine klasik bi cümle söylemekten itina ile kaçınıyorum aslına bakarsanız ben üçümüzü de yıllar sonra meselayaşsöylemektenkaçınılansöylenirsedehepküçüksöylenenzamanlarda-hala var olursa küçük beyoğlunda şıpsevdi içerken, ya da mihrimah sultan’da miller soyarken ve hala inatla ve inatla hayata gülümseyip, şakalaşırken hayal ediyorum hatta söylediklerim çok mükemmel geçmiş bi konser sonrası ellerimiz kızarana kadar scherziyi alkışladıktan sonra, kutlamak için yaptığımız aktiviteler bile olabilir. İşte gerçek merschmeda dünyası budur, bu yazı da geç kalmış bi hoş bulduk blog yazısıdır.

p.s: şarkı gerçekten çok güzel, dinleyelim :)

“Kız gitmiş en güzel, en hafif giysisini giymiş, oğlan renkli bi dünya boyamış, kapkara kapılar..”